24 Eylül 2024 Salı

Hisse Yatırımı ve Yelkencilik


Hem reel hem de nominal faizlerin yüksek olması bir süredir hisse senedi piyasasını baskı altında tutuyor.Son dönemde hisse senedi yatırımcılığıyla yeni tanışmış bir çok yatırımcının şimdilerde Borsa İstanbul’a lanet ediyor olduğunu tahmin etmek zor değil.Ama hisse senedi yatırımı böyle bir şey işte.Uzun vadeli ve değişken getirili.

Son gelen yatırımcılar için yönetilmesi gerçekten de zor bir dönem oldu.Uygulanan normal ve rasyonel olmayan para politikasının sonucunda hisse senedine çok miktarda fon ve yatırımcı akın etti.Bunun gel-git etkisi de haliyle büyük oldu.Denizciler bilir bazen en iyi yelken trimini yapsanız bile eğer gel-git akıntısı açısından en yüksek dönemdeyseniz ya da gel-git etkisinin çok yüksek olduğu bir coğrafyadaysanız ters akıntıda ya yerinizde sayarsınız ya da aşırı eforla bile çok az yol alırsınız.Aşırı negatif faiz bölgesinden pozitif reel faiz bölgesine geçince hisse yatırımcıları için de böyle zor bir dönem yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor.Sene sonunda beklendiği gibi nominal faizler inmeye başlasa bile reel faizlerin yine de yüksek kalmaya devam etmesi enflasyon beklentilerinin iyileşmesi açısından gerekli gibi gözüküyor.

Geçtiğimiz çılgın dönemde hisse yatırımcılığına adım atanlar açısından yönetilmesi en zor kısım ise bu çılgın med yani gel aşamasında yaşanan halka arz bolluğu ve bazı hisselerdeki spekülatif balon oluşumu oldu. Türkiye’nin AB üyelik başvurusu heyecanı dönemi de dahil benim şahit olduğum hiç bir dönemde ana hissedarlar şirketlerini bu kadar elverişli şartlarda halka arz edemedi ve spekülatörler de bu kadar kolay spekülasyon zemini bulamadı.Bu yüzden bu dönemde Borsa İstanbul’a bir çok mayın saçıldı.Bu dönemde hak edilmemiş bir çok değer seviyesi şimdi cezir yani git aşamasında ya gerilemeye devam edecek ya da uzun süre yatırımcılarına reel olarak kazandırmayacak.

Bu mayınlardan uzak durulmuşsa ve portföy dağılımı dengesiz değilse önümüzdeki süreci yönetmesi bence çok da zor değil.Eğer benim gibi uzun zamandır da hisse yatırımcısıysanız sert havalara ve ters akıntılara alışık olursunuz ve tekne 4-5 metre dalgalardan bile düşerken ya da akıntıda bocalarken kahvenizi içmeye devam edebilirsiniz.

Rüzgar bazen arkadan bazen kafadan gelir.Bazen az eser bazen de fırtınaya döner.Bazen ters akıntı oluşur bazen de hiçbir şey yapmadan akıntı sizi istediğiniz yere götürür.Önemli olan teknenin sağlam olması ve kaptanın yelkenleri havanın şartlarına göre trim ederek rota planını oluşturması.Bu yüzden elbette negatif reel faizlerin olduğu bir dönemle yüksek reel faizlerin olduğu bir dönemin portföy dağılımı farklı olacaktır.Ama hisse senedi portföyde her zaman olur.Madem hava sert ne işimiz var denizde de denebilir.Tekneler  nasıl olsa marinalarda güvende olur.Ama yol alabilmek için açılmak gerekir ve sürekli sakin hava kollayan denizci de marinadan çıkamaz.

Yelken yapanlar bilir.O oynak ve güvensiz görünen araç doğanın büyük gücü karşısında suyun üzerinde kalır ve yoluna devam eder.Ama zaten bunun için yapılmışlar.Yeni denizciler seyirde fırtınanın ortasında kaldıklarında bir daha denize çıkmayacaklarına dair kendilerine söz verseler de çok azı haricinde fırtına dinip de tekne  bir limana girdikten sonra seyirden keyif bile almış olurlar.Fırtınalar atlatılır.Yeter ki  fırtınanın ortasında panik yapılmasın .Ama eğer bu yapılırsa hem denizci hem de tekne kalıcı olarak zarar görür.

29 Aralık 2023 Cuma

Galat-ı Meşhurlar-III

Hisseyle evlenmeyelim. Borsada 600 tane hisse var, hepsiyle gezelim.

Borsada oynamak ifadesiyle aynı dili paylaşan ve bir o kadar yanlış ve tehlikeli bir söylem.

Daha önce de söylediğim gibi borsada aldığınız hisseden çok satmadığınız hisseden ciddi birikimler elde edersiniz.Piyasa hareketleri öngörülemez.Bunu daha önceki blog yazılarımda detaylı anlatmıştım.İyi bir şirket seçimi ise çok profesyonel bir bilgi ve takiple yatırımcı için bir nebze teorik olarak mümkün.Bu şekilde bir analiz yapılınca da  Borsa İstanbul’da önemli sayıda hisse zaten yatırımcı radarı dışında  kalır. Hakim ortağın yönetimde olmayan diğer küçük hissedarlara ne kadar etik olup olmadığı başta olmak üzere kurumsal yönetim kalitesi filtresi konduğu zaman tahminimce makul yatırım dünyası halka açık hisse sayısının üçte birin altına bile düşebilir.

Bu makul yatırım dünyası içinde  kalıcı bir rekabet avantajı sayesinde sermaye ya da kredi yoluyla işletme bünyesine aldığı kaynakları yüksek getiri oranına dönüştüren az sayıda olan şirketlerle bu özellikleri devam ettiği sürece evlenilebilir.Bu mutlu da bir evlilik olur.Lynch’in dediği gibi eğer doğru bir insanla evlenmişseniz zaten boşanmak istemezsiniz.Ama zaten baştan yanlış bir insanla evliyseniz sizi boşanma hakkı da kurtarmaz.

İyi bir hisse yatırımı sıkıcıdır.Ekrana bile bakılmaz.Borsa ve aracı kurumlar hareketi sevebilirler ama hisse yatırımcılığı hareketsizliği sever.

Stop ve Loss Meselesi

Eğer kaldıraçlı işlem yapıyorsanız veya al-sat yatırımcısıysanız stop-loss hayati olabilir.Ama yok eğer uzun vadeli al-ve-tut hisse yatırımcısı iseniz ya da karşılaştırma kriteri hisse piyasası endeksi olan bir hisse fonu yöneticisi iseniz stop-loss yapmak yani kol kesmek fonun ya da hisse portföyün performansı için kötü sonuçlanabilir.Bunu karıştırmamak lazım.Al-sat tarzı bir yatırım yapılıyor ya da 10 kaldıraçla foreks piyasasında işlem yapılıyorsa masada kalabilmek için kol kesmek zorunda kalınabilir.Ama bir hisse senedinin fiyatının  beklentilerin altına gelmesi ya da alınan fiyatın çok altına düşmesi  şirketin temellerinde bir değişiklik olmadığı sürece al-ve-tut  yatırımcısı için önemli olmaz. Bu yüzden de zaten al-ve-tut tarzı değer yatırımcılığında stop loss diye birşey bence söz konusu olmaz.Bir şirket hissesinin fiyatı beklenmedik yerlere de gelebilir.Piyasa iç dinamikleri gereği bazen yüksek saçmalama potansiyeline sahiptir.Uzun vadeli al-ve-tut yatırımcısı için önemli olan şirketin değeridir.Piyasadaki fiyatı değil...

Kağıt yavrulayacakmış ya da bedelsiz potansiyeli yüksek hisseler

Piyasada hiç anlamadığım bir şekilde önem atfedilen bir konudur bu da.Günlük hareket eden yatırımcının hadi gereksiz bir şekilde bedelsiz mevzu radarına giriyor.Ama kelli felli araştırma kurumlarının çok basit bir analize dayanan bedelsiz potansiyeli yüksek hisseler raporları hazırlamalarını anlamak ya da yatırım tavsiyelerini buna dayandırmalarını anlamak zor.Bu birbirini besleyen bir süreç sanırım.Yatırımcı talep ediyor aracı kurumlar da bu arzı sağlıyor ve bu iş birbirini besleyerek devam ediyor.

Şirket, bedelsiz sermaye artışıyla sadece bilançonun öz sermaye kalemleri arasında bir kompozisyon değişikliği yapıyor nihayetinde.Şirkete giren para yok.Satışları ve karlılığı etkileyen bir şey yok. Dile yavrulamak olarak yerleşince sanki ortada bir değer artışı varmış yanılsaması yaratıyor.Ama yok.Şirket aynı.Satışlar da aynı.Kazanç da aynı.Ortada şirket faaliyetlerini etkileyecek bir durum yok.Buna rağmen bedelsiz sermaye artışı haberi veya dedikodusu yatırımcıların gündemini ve hisse tahtasını önemli derecede etkileyecek bir dinamiğe dönüşebiliyor.

Bedelsiz başvurusu onaylanmadı diye günlerce taban taban olan şirket de gördük ya son zamanlarda bunu da anı defterimize itinayla kaydettik.Söz konusu hissenin  tahtasında belli ki başka dinamikler söz konusu ama bu şekilde dramatik bir değer kaybının yüzeyde görünen nedeni şirketin bedelsiz verememesi olarak kayıtlara geçti.

Bedelsiz sermaye artışı hisse tahtasında bir likidite kolaylığı olması dışında şirket değerini etkileyecek bir şey değil ama nedense tahtada orantısız bir  atraksiyona dönüşebiliyor.Bedelsiz sermaye artışına bu kadar önem atfedilmesinin tek açıklaması genellikle kısa vadeli alım-satım refleksiyle hareket eden yatırımcı tarzının bir hikaye arayışı olmalı.Böylece bedelsiz sermaye artışı hisse tahtasında spekülasyon yapanlara da elle tutulur kolay bir manivela oluveriyor.Bu da yine birbirini besleyen bir süreç.

Bedelsiz sermaye artışına bağlı orantısız hareketler hisse senedi piyasamızdaki yaygın yatırımcılık tarzının yarattığı bir deformasyon örneği.Başka bir şey değil...

23 Aralık 2023 Cumartesi

Galat-ı Meşhurlar-II

Kâr cebe yakışır

Yakışmaz.Hisse senedi piyasasında aldığınız hisseden değil satmadığınız hisseden çok kazanırsınız.Yaklaşık 25 senelik yatırımcı tecrübeme göre söyleyebilirim ki  yanlış aldığım hisselerden çok erken satmış olduğum hisselerden para kaybettim.Burada önemli olan yatırım yaptığınız şirketin sermaye ya da kredi yoluyla işletme bünyesine aldığı kaynakları yüksek getiri oranına dönüştürüyor ve bunu büyütüyor olmasıdır.Eğer bunu görüyorsanız zaten bir mücevhere sahipsiniz.Kâra filan bakmayın o şirkette ortak olmaya devam edin.Erken satış bileşik faizin sihrini bozar.Erken satışla bir hissesinin  getirilerinin getirisi de kaybedilir.

100 milyon dolardan halka açılıp bugün bugün 3 trilyon dolar piyasa değeriyle işlem gören Apple hissesinde ne kadar çok yatırımcının bu sözü kullanmış olabileceğini düşünün.Ya da Tüpraş hissesinde...Ya da Ford hissesinde...Ya da Şişecam hissesinde...Ya da Türk Hava Yolları Hissesinde...

Patron hissesine sahip çıksın

Hissenin hakim ortağı eğer şirket esas faaliyetlerini bırakıp günlük olarak tahta izliyorsa ve hele hisse tahtasında aktif oluyorsa zaten hemen oradan kaçarak uzaklaşın.

Düşükten al yüksekten sat

Bu ifadeyi de çok severim.Bir de büyük bir bilgiçlik ve sanki bu kimsenin daha önce aklına gelmemiş orijinal bir fikirmiş gibi söylenir ya bazen.

Bir hissenin fiyatının düşük olması ne demek?Fiyatın 200 günlük ortalamanın altında olması mı?Çok önemli bir destek seviyesine gelmiş olması mı?Yoksa tarihinin en düşük fiyat seviyesine gelmesi mi?İyi ama bir şirketin değeri şirketin faaliyetleri kötü gidiyorsa çok daha ucuz seviyelere  de gelebilir.Ucuzun ucuzu da var.Desteğin desteği de var.Düşük  diye alınan seviye bundan sonraki dönem için en yüksek seviye de olabilir.Tersi de geçerli.Bir şirket hissesi yeni zirve yapıyorsa ya da borsa düşmüşken onun fiyatı düşmemişse illa fiyatı yüksek midir?Bu yüksek kaldı bunu satayım sonra alırım deyip sattığınız hisseyi son görüşünüz de olabilir. Ki genelde öyle olur.Yatırımcı bu hissenin değeri yüksek kaldı diyerek satar sonra da hisseyi yükselmiş fiyattan yerine koymaya eli gitmez başka hisse aramaya başlar.

Bir hisse gördüğü güçlü direnç seviyesinin çok daha altına da inebilir. Düşük fiyat/kazanç çarpanlı bir şirket fiyatı düşerken bile karlılığının kaybolmasına bağlı olarak gerçekte çok pahalı bir fiyat/kazanç çarpanına sahip olmuş olabilir. Bir şirketin defter değeri negatife de dönebilir.Öte yandan fiyat /kazanç çarpanı  piyasa ortalamasının çok üzerinde bir şirket ileriye dönük olarak çok düşük fiyatta  da olabilir.Şirket cari faaliyet döneminde çok hızlı bir şekilde karlılığını arttırmıştır ve arttırmaya devam edecektir. Bu şirket önümüzdeki yılların artan bu karlılığına göre pahalı gibi gözüken ama aslında çok düşük bir çarpanla işlem görüyor olabilir. Hisse bir yıl içinde değerini bir kaç katına  katlayarak endeks getirisini de ciddi bir şekilde geçer ama yine de fiyatı düşük kalabilir.Kimse size karlılığını koruyarak büyüyen şirketi ortalama bir fiyat kazanç çarpanıyla vermez.

Bu yüzden söylemesi kolay olan ve kulağa da yapması basitmiş gibi gelen düşükten al yüksekten sat stratejisi bizi aslında en yaygın yatırımcı hatasına götürür.Bu şekilde düşünen yatırımcı sürekli alım satım yapar.Bu da genellikle ya mutlak zarar ya da hisse senedinin uzun vadeli getiri potansiyelin altında bir getiriyle sonuçlanır.

ABD’de yapılan akademik araştırmalara göre hisse senetlerinden elde edilen yatırım getirilerinin yüzde 80-90’ı toplam yatırım zamanının yüzde 2-7 sine denk gelen zamanda olmuş.

Eğer bir şirket satışlarını arttırırken marjlarını  da koruyabiliyorsa burada sektör dinamiklerinden ya da yönetim kalitesinden kaynaklı kalıcı bir kalıcı rekabet avantajı vardır.Uzun vadeli stratejik varlık dağılımını yapmışsanız ;iyi bir hisse fonu ya da iyi bir şirket hissesindeyseniz fazla kıpraşmayın...

Tüyo var mı?

Var tabi.Olmaz mı?Ne vereyim abime?Fiyatını kaça katlasın?Beş kat iyi mi?

Böyle birşey olabilir mi?Olmaz tabi.Bu tarz değerli bir bilgi zaten piyasa fiyatına dahil olmuş olur.Size kadar gelmez.Size ancak ortak manipülatif bir organizasyonun ileri aşamalarında suni olarak yükseltilmiş bir hisse ile ilgili tüyolar gelir.O da sizi büyük ihtimalle çıkmaz bir yola giden treninin son vagonuna bindirmiş olur.

Tüyosu olan,duyumu olan,Telegramda üstadları olan ,şirket içinde eniştesi ya da kayınçosu olan adamların söylediği hisselerden uzak durun.Reel negatif faizlerin çok yüksek olduğu ve paranın hisse senedine aktığı geçtiğimiz 4-5 sene bu tarz adamlar için güzel bir manipülasyon-spekülasyon zemini yarattı.Takılanlar da biraz kazanmış olabilirler. Ama faizlerin normalleşmeye başlamasıyla  o devirler artık kapandı.Hala olmaması gereken piyasa değerlerinde olan  zombiler var.Özellikle bu dengelenme döneminde tüyolardan uzak durun.